Zaman Yolcusunun Karısı Film Analizi | Aşk, Kader ve Zaman

Çocuklukta Öğrenci, Yetişkinlikte Rehber: Bu Her İnsan İçin Geçerli mi?

Audrey Niffeneger 'in aynı isimli aşk romanından uyarlamalı The Time Traveller's Life, sürekli zaman döngüsünde gidip gelen dram melodisi tadında ilginç bir yapımdır. 2009 yapımı bu filmin yönetmenliğini ise Robert Schwentke üstlenmiştir.

Zaman yolculuğu yapan bir adamın aşk hayatı kulağa garip gelir ilk bakışta. Bunun için filmde sürekli başrol olarak gösterilen o karakteri yaşanmışlıklarından çok nasıl bir kişilik yapısına sahip olduğuna odaklanmanız gerekir. The Time Traveller's Life film süresi boyunca buna yoğunlaşmış denilebilir. Amerikan filmlerinde sık rastlanan kültür, gelenek ve adet öğeleri burada belirgin biçimde yer almaz. Anlatıda zamanın doğal akışı sürekli bozulan bir zemin oluşturken, bilim kurgu çok daha geri planda kalır. Odaklanılan karakterin iç dünyası daha çok ilişkilerindeki kırılganlık ve kaçınılmazlıklar üzerinedir. The Time Traveller's Life, karakter yolculuğunun ötesine geçerek romantik anlatıdan sıyrılır ve kader unsuruna ayrı bir parantez açar. Bu yönüyle, alışıldık tür kalıplarının dışına çıkmayı tercih ederek daha sade anlatı kurar.

Çocuklukta dinlediğimiz bir parçanın, bir orkestranın ya da bir melodinın yetişkinlikte bizde neler uyandırdığını bilemeyiz. Ortalama bir insan bunun farkındadır. Filmdeki Henry karakterinin bu deneyimi farklı şekilde işlenir.

Ama sonra, bu üzüntüden kaçmak istememin kendisi bana suçluluk veriyor. Çünkü ölülerin, bizi içten içe tüketse bile, onları hatırlamaya ihtiyacımız var. Elimizden gelen tek şey durmadan özür dilerim demek olsa da ve bu sözler hava kadar boş, anlamsız bir şeye dönüşse bile.

Henry 'e göre hayatındaki en acı yüzleşme, hatırlamaktır. Sevdiklerinin kayıplarını görmekten kaçma gücüne sahip olsa bile, ahlaki olarak reddeder. Çünkü bu acı verse bile, sevdikleriyle kurduğu o son bağın gerçek bir bağ olduğunun bilincine varmıştır. Bu yönden, ana başlığımızdaki bu soruyu ele aldığımızda; yetişkenliğiz bir rehber hali tam olarak değildir. Öğrenme sürecinde olan ve hayatını buna adayarak yaşayan her insan, rehber değildir. Evet, farkındalık da önemli değil mi? Henry ile bağ kuran karakterlerin genellikle ona hayranlık duyduğunu görüyoruz. Mesela başrolün sevdiği kadın Clare. Henry zaman yolculuğu esnasında Clare 'in çocukluk haliyle tanışmasıyla başlamıştır her şey. Henry ona gelecekten geldiğini , onunla evleneceğini ve onun çok güzel bir kadın olacağını dahi söylemiştir. Bu ilişki, Clare 'in zihninde beyaz atlı prens figürü canlandırmıştır. Ve tüm hayatını; zaman yolculuğunda geçiren, sürekli yaşadığı olayları değiştirmeyi deneyen, hayatı adapte olarak yaşamayı değil, gerçek aşkın peşinde koşan adamı beklemeye adamıştır. Nihâyetinde evlenirler ve bir arada mutlu bir şekilde yaşarlar. Henry, Clare in sevgisi karşısında yetersiz hissettiği düşünülse de tam olarak öyle değildir. Durum özetle Henry'nin bu süper gücü; Clare' e göre üstünlük, Henry'e göre ise bir hassas noktadır. Bu karşıtlık, filmin en insani ve en etkileyici yönlerinden biridir. The Time Traveller's Life, bizlere rehberliğin idealize edilecek bir tarafın olmadığını hakeza bunun başkalarının bize yüklediği bir anlam olduğunu yansıtır.

Filmin kamera hareketleri izleyicilere oldukça aceleci gelebilir. Bunun bu kadar rahatsız edici hissettirmesinin sebebinin, filmde zaman kavramının Henry için oldukça huzursuz edici bir durum olarak ele alınmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Çoğu sahnelerde geniş plan kullanılır. Bu da karakterin özündeki yalnızlığını görünür kılmak için filmde sık kullanılır. Renk paletleri ise Henry ile Clare in sahnelerindeki farklılık göze batıyor. Henry nin bulunduğu sahneler için soğuk tonlar, Clare için ise sıcak tonlar tercih edilmiş. Sinematografi açıdan pek estetik durduğu söylenemez. Hatta karakterlerin ruhunu yansıtan tarzı filmlere karşı merakımı ve sevgimi bir tık daha arttırdığını bile söyleyebilirim.

Yumuşak geçişler, zaman sıçramaları bol olan senaryolar için çok uygundur. Burada sadece bazı sahneler hızla geçerken, bazı sahnelerde bilerek oyalanır. Bu ritim farkı, filmdeki zaman kavramının dengesiz yapısını doğrudan kurgu üzerinden hissettirir. 

Kullanılan müzikler daha çok melankolik tarzdadır. Geçmişten gelen ama tam olarak adlandırılamayan bir his tarzında müzikler kullanılsaydı şaka yapmıyorum bir puan daha fazla verirdim. Orası Art Directing'in yetersizliği..ne diyelim?

The Traveller's Life, sizlere sıradan bir romantik film deneyimi sunmaktan ziyade, kendi hayatınızı düzeltme fırsatı adına bağırmanızı değil fısıldamayı öğretiyor. Kaçırılan anların, söylenemeyen sözlerin ya da telafi edilemeyen kayıpların bir mucizeyle silinmediğini aksine insanı insan yapan şeyin tam da bu eksiklikler olduğunu hissettiriyor.

Seni sevmemin nedeni tam da bu; bende saklamaya çalıştığım çirkinlikleri görmemekteki o masum ısrarın.

Kerem Torun